Son haftaların alkışlanan Beşiktaş’ı bugün düzgün değildi. Ne tempoda vardı o eski coşku, ne paslarda o kendinden emin tını.
Ama büyük kadro dediğin, kötü oynadığı gün de kazanan ekiptir. Siyah-beyazlılar Kocaeli’nde tek golle üst üste üçüncü galibiyetini aldı. Hanesine üç puanı yazdırdı.
Futbolu tartışılır, puanı değil.
Maçın öyküsüne gelince.
Öyle bir birinci 45 dakika izledik ki, insanın aklına futbol değil, sabır testi geliyor. Kocaeli’nde Süper Lig maçı oynanmıyor da, pazar sabahı mahalle ortasında çocuklar top koşturuyor.
Top var, çim var, forma var… Lakin futbol yok.
Koskoca 45 dakikada insan bir tane hatıra biriktirmez mi? Bir pas olur, “işte bu” dersin. Bir çalım olur, ayağa kalkarsın. Bir şut olur, kaleci uzanır, tribün homurdanır.
Ama yok…
Beşiktaş’ın iki şutu, Kocaelispor’un bir denemesi… Onlar da dağlara, taşlara, martılara emanet. Kaleciler üşümesin diye ortada bir top atıldı, o kadar.
Ne bir öfke, ne tempo, ne bir hırs, ne bir “ben bu maçı alacağım” bakışı…
Al gülüm, ver gülüm; orta saha piknik alanı üzere. Top bir o yana gidiyor, bir bu yana dönüyor ancak kimse ona bir mana yüklemiyor. Güya iki grup da “aman kimseyi kırmayalım” nezaketinde.
Hakem desen, o da şaşkın. Faul çalacak konum bile bulamıyor. Ofsayta birer kere düştüler, o da “biz de buradayız” demek için. Birinci yarı bittiğinde tabelada 0-0 yazıyordu fakat aslında yazması gereken şuydu: “Futbol birazdan başlayacak.”
Başladı başlamasına da, amatör lig düzeyinde.
Hücum tertiplerinin olmadığı maçta, duran top tek silahtır.
Beşiktaş bu dönem bilhassa kornerleri ciddiye alıyor. 52’de Cerny topun başına geçti. O denli rastgele kesilmiş bir orta değildi o; adresli bir mektup üzereydi. Agbadou zamanlamayı kusursuz ayarladı, göğe bir sütun üzere yükseldi. Topu alt köşeye bıraktı. Kaleci yalnızca baktı.
Gol tabelayı değiştirdi lakin asıl değişen şey sessizlik oldu. Tribünler bir silkindi.
Futbol biraz olsun hareketlendi. Zira bazen bir korner, doksan dakikalık uykuyu bozar.
Beşiktaş bir anlık silkindi, sonra yeniden ağır çekime döndü. Cerny’nin ayağından kaçan fırsat… Olaitan’ın önüne düşen o top golle sonuçlanmadı.
Kocaelispor cephesinde ise iki penaltı itirazı…
Başka bir şey yok.
Felsefede bir “yokluk” kavramı vardır. Varlığın gölgesi üzere dolaşır fakat kendisi elle tutulmaz. İşte bu maçın ikinci yarısı da öyleydi. Top vardı, oyuncu vardı, mühlet vardı… Lakin futbolun kendisi güya öteki bir stada gitmişti.
81 vilayette Ulusal Kadro savaşı
1
Hamit Altıntop Galatasaray’ı istemedi
8035 kez okundu
2
Beşiktaş’tan Bakasetas Atağı
4560 kez okundu
3
Aboubakar’a Suudi Arabistan’dan teklif
4555 kez okundu
4
İşte ortalarında geçen diyalog! Ancelotti, oyuna almadığı Arda’yı maç sonu soyunma odasına çekti
4504 kez okundu
5
Fatih Terim’in Birinci Maçındaki Hareketi Gündem Oldu!
4464 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.